Veda

|

 

Yine kapkaranlık bir akşam ,
Yıldızlar en parlak halleriyle duruyorlar gökyüzünde.
Nedense bugün az göründüler gözüme.
Hiç böyle olmazdı.
Bir , burda.
İki , burda.
Üç , yok !
Nerede Üç ?
Gitti mi ?
Ne olacak şimdi ?
Çok seviyordum onu.
Bekliyordum.
Ama gitsin.
Gitmesi gerekiyordu artık.
Başıma geleceği de biliyordum.
Hatta söylemiştim ona ;
Benimle ilgili hislerinden bir mısra dahi çıkmayacağını.
Dünya da bas bas bağırıyordu bana ‘yeter artık!’
Denedim , yaşadım , öğrendim.
Gerçekten de olmazmış.
Biliyorum , günün birinde ;
Güneş doğacak , perdelenecek yıldızlar.
Ve ben gökyüzünü
Aşık Veysel’in gördüğü haliyle göreceğim.

06.08.2018

Reklamlar

Olmayacak İşler

|

 

Beraber denize giremedik , ne kötü
Aklıma durup dururken bu geliyor.
İstanbul Boğazı’nı seyrettik bir bankta
Bu iyi işte, bu çok iyi.
Çoğu insan denizi göremiyor.
İnsanoğlu doyumsuz , farkındayım.
Seni son görüşümü anımsıyorum :
Sanki yeteri kadar ağır değilmiş gibi ayrılık
İstanbul boğazını almıştık yine karşımıza inadına.
O gün oturduğumuz banktan görünüyor muydun bilmem,
Ben Üsküdar’a geçiyordum sen Kadıköy’e
Farklı vapurlardaydık
İlk önce senin vapurun yol aldı.
Göremeyeceğim bir yeri seçmiş olmalısın oturmak için;
Çok baktım , göremedim.
Küçüldün ve yok oldu yüzün,
Başka ihtimal yok.
Vapur yok oldu.
Son görüşmemiz olduğunu biliyordum
Yahya Kemal’i hatırladım
Ve Celile’yi
Sen fark etmedin onları
Hikayelerini bile bilmiyordun
Belki bana baktın göz ucuyla sadece
Benimle ilgili hislerin ; bir mısra dahi çıkmazdı onlardan
Ama olsun.
Yok oldu deniz.
Gökyüzüne baktım ;
Gökyüzünün mavisi daha mavi,
Ve daha derin okyanuslardan denizlerden
Ve umut dolu
Unutabildim ayrılığı bir an için.
Söz hakkı doğdu bana
Doyumsuzluğumu anımsadım fakat hiç aldırış etmedim
Sınırsız yetki vermişti bana gökyüzü
Tekrarladım hemen fırsattan istifade :
“Beraber denize giremedik , ne kötü
Aklıma durup dururken bu geliyor.”
Ne gökyüzü hareket etti,
Ne ben ısrar ettim.
Yaz günü sen , ben ve deniz.
Olacak iş değildi.

Alışkanlıklarım Üzerine

|
Belli kitapları tekrar tekrar okuyor ,
Aynı kadını seviyorum uzun bir süredir.
Senelerdir dedemin küçük gri saatini takıyorum.
En sevdiğim şiir sorulduğunda “Severmişim Meğer” cevabını vereceğim ölünceye dek.
En ufak tereddütüm yok.
Yüzüm , saçlarım yıllar geçer , değişir.
O ayrı.
Ama aynı kadını seveceğime yemin etmiş gibiyim
Öyle yalandan da değil,
İlk günkü aşk ve derin saygıyla.
Farklı farklı sabahlara Raif Efendi gibi uyanıp ,
İlhami Abi’nin Müzeyyen’ine kızacağım nedensizce ;
Bu Müzeyyen farklı benimkinden,
Benimkinin de hasreti ayrı ya , uzun edersem canımız sıkılır.
Dedemin saati bozulacaksa bozulsun , dert değil
Kalsın kolumda.
Yeter ki gönlüme girenlerin yeri belli olsun.

19Aralık17

Bu Kavga Vicdanla

|

 

Dün elli tane çocuk öldü
Altısı Kürt yedisi Türk beşi Suriyeli falan değil
Elli tane çocuk öldü dün
4ü alevi 6 sı sünni 8i hristiyan falan değil
Üç değil beş değil on değil
Fark etmez de zaten.
Acıyı elliye bölemem,
Tek tek saymalıyım elliye kadar.
Ellisinin hüznü göğsümü ağrıtmalı
Kaynar sular inmeli başımdan
Elli tane çocuk be adam ! elli
Sorumlusu biziz kalkın uyuyamamak lazım
Ne uyuması !
Yaşayamamak lazım bunu bilerek
Lanet olsun bana !
Size de lanet olsun !
Bu kavga vicdanla !
Bizimle alay ediyorlar kalkın
Bu kavga vicdanla !
Bağırdım sessiz kalabalığa kalan gücümle.
“Susarsanız sizin çocuklarınız da ölecek !”
Sessizlik dağıldı.
Telaş başladı.
Anladım ki ;
Çoktan kaybetmişiz savaşı.

Sen De Kapat Gözlerini

|

 

Simsiyah bir duvar karşımda.
Duvara beyaz ışık vurmuş .
Ben o duvarda izliyorum olan biteni
Açmıyorum gözlerimi.

Süslü kelimelere gerek yok.
Şiirimi okudum sana ilk kez.
Gerisi malum

Ben hep olmadığına kaldırırdım kadehlerimi.
Rakı içtik seninle bir hostelde,
Kaldırdık kadehlerimizi .
Gerisi malum

Sen konuşmayı bilmezsin sanırdım.
Ama anlamadığından değil bunca zaman;
Beni dinlemediğinden susmuşsun.
Konuştun sonra.
“Beni Senin Kadar Kimse Sevmeyecek.”
Ben sustum.
Gerisi malum

Ensem terleyince siler , öperdi annem.
Ensen terledi gece.
Gerisi malum

Simsiyah bir duvar karşımda.
Duvara beyaz ışık vurmuş.
Gülümseyerek izliyorum olan biteni
Açmıyorum gözlerimi.

Küçücük bir kız çocuğuna şiir kitabı aldım.
Ona kitabı sen okuyacaksın.
Çocuk , uçsuz bucaksız hayallere dalacak sen şiirleri okurken.
O vakit sen de kapatırsın gözlerini,
Görürsün benim gördüğüm güzelliği
Gerisi sana kalmış sevgilim…

18.07.2017

Sevdalanmak Nedir?

|

 

Bana,
Aşk bu kadar uzun süremez,
Sevgiyi aşk sanma -diyorsun
İnsan inanamıyordur , haklısın.
En saf anını yakaladığımdan olacak ,
“Sevdalanmak nedir?” diye soramadım sana.
Korktum, şairleri bir kalemde sileceğinden…

İLA

|

 

Uzun zaman oldu.
Ne sesini duydum,
Ne karşılaştık  sokaklarda,
Öylece geçiverdi üç sene.
Ama her gün andım ismini yıldızları seyrederken;
Yıldızlara gidebilmeyi hayal ederdin.

Rakı masalarında Müzeyyen,
“Sen kimseyi sevemezsin” dediğinde
Aklıma geliyorsun.
Gerçi Müzeyyen ne derse desin aklıma geliyorsun.
Ben de az değilim,
Yer arıyorum aklıma gel diye.
Bana kalsa gel , gitme.
Ve korkma,
Kaybolmazsın yumruk kadar yerde.

Seni kahredecek alıp karşıma anlatsam,
Öyle bilmediğin şeyleri de değil
Aynı şeyleri ama , başka türlü işte.
Nazım’dan iki dize söylesem korkacak boğulacaksın yine.
Bu yüzden susuyorum her seferinde.

Senelerin elbet vardır bir bildiği.
Alırlar götürürler uzak yerlere hiç yoksa;
Unuttururlar bana seni.
Daha da çalmaz Müzeyyen hiçbir yerde.
Senelerin elbet vardır bir bildiği de
Uğramadılar bana belki.
Yüksek ihtimal gördüler seni bir yerde yalnız başına
seyrederken yıldızları,
Ya da bana başka yakıştırdılar sevmeyi.

19.06.2017

Ceylin

 

Katil, yüzüne gülünce
Kandırabiliyor on yaşındaki çocuğu.
Vallahi tanrım kusuruma bakma,
Dediklerine göre;
Sen yarattın o katili
Ve gülümsemesini
Ve dolaylı yoldan
Sen istedin on yaşındaki çocuğa
Tecavüz edilip öldürülmesini…

14.06.17

Annesini Kaybetmiş Bir Arkadaşım İçin

 

Küçük bir ateş yakacaksın
Koca denizin karşısında.
Ateş, silüeti olacak annenin.
Rüzgar duracak.
Deniz durulacak kederine saygıdan.

Sonsuza dek böyle gidemez
Yağmur bundan önce yağdı
Sonra da yağacak
Rüzgar esti
Yine esecek.
Ateş sönecek.

Denize küsmek yok !
Yağmura küsmek yok !
Rüzgara küsmek yok !

Sen,
Kıvılcımda görmeyi öğreneceksin
Dünyanın en güzel yüzünü.

Uzun Yolculuklar Üzerine

|

Su hep akmaya meyilli,
İnsan çekip gitmeye.
Su akar ;
Belki derin denizlere
Belki upuzun bir şelaleye
En iyisi okyanusa belki
Ama kanalizasyonda akıp gitmek de var.
Benim aklıma hep sonuncusu gelir
Nedendir bilmem ;
Çıkacak olsa biri yola,
Bir yolculuk olmak zorundaysa yani:
Koca bir bavulla – bir sırt çantasıyla
Yahut iki ihtişamlı sözle,
Gideceği yer ister belli olsun ister belirsiz,
Belirsiz olan elbet rüya gibi düşlenebilirdi.
Belki ben beceremedim,
Belki herkes yerli yerinde dursun istedim.
Nedeni açıktı aslında;
Ben gökyüzünü maviyken değil,
Onu hep pusluyken izledim…

                                                                                                                  3 Haziran 17′